SON DAKİKA

Diyarbakır Haberleri ve Bölgeden Son Dakika

Kılıçdaroğlu: Türkiye üzerine düşeni yapmıştır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Suriyeli mülteciler konusunda Türkiye üzerine düşeni gerçekten de yapmıştır.” dedi.

Kılıçdaroğlu: Türkiye üzerine düşeni yapmıştır
Bu haber 24 Eylül 2015 - 18:01 'de eklendi ve 76 kez görüntülendi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Suriye‘li mülteciler konusunda Türkiye üzerine düşeni gerçekten de yapmıştır. 2 milyonu aşkın Suriyeliyi kucaklamıştır. Onlara ev sahipliği yapmıştır” dedi.

Kılıçdaroğlu, Brüksel’deki CHP Avrupa Birliği Temsilciliğinde, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri ve AP Yeşiller Grubu Başkanı Rebecca Harms ile görüşmelerinin ardından basın toplantısı düzenledi.

Açıklamalarına, Kurban Bayramı’nı kutlayarak başlayan Kılıçdaroğlu, “Bayramın birinci gününde Hac’dan gelen haber gerçekten hepimizi derinden üzdü. Hayatını kaybedenlerin sayısı giderek artıyor. Bu ciddi bir kaygı yaratıyor. Bütün ölenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. İnşallah bu tür olaylar bir daha olmaz. Gerekli önlemlerin alınması lazım. Hacca giden bütün Müslüman dünyasının değerli evlatları umuyoruz ki bu tür acılarla bir daha karşılaşmamış olurlar” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Brüksel’de bugün yaptığı görüşmelerde ağırlıklı olarak, mülteci sorununun gündeme geldiğini belirterek, Suriye’de yaşanan iç savaşın, olağanüstü bir mülteci akışına yol açtığını bildirdi. İki milyonu aşkın Suriyeli’nin Türkiye’de olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Mülteciler başta geldiği zaman Avrupalılardan herhangi bir tepki görmedik. Sadece Türkiye’ye iki milyon Suriyeli geldi, dolayısıyla, Türkiye bunları aldı kucakladı. Teşekkür ettiler. Fakat başka bir şey söylemediler. Bu konuyu masaya yatırmadılar. Ama bugün geldiğimiz süreçte mültecilerin büyük bir kısmının bir şekliyle Avrupa’ya gelmek istediğini biliyoruz” ifadesini kullandı.

– “Akdeniz’in suları bu drama tanık oldu ve sonra Avrupa uyandı”

Mültecilerin özellikle tekneler ve deniz araçlarıyla batıya gitmek istediklerine işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Pek çok drama tanık olduk. Akdeniz’in suları bu drama tanık oldu ve sonra Avrupa uyandı. Mülteci konusunu onlarda ağırlık vermeye başladılar. Bütün ortamlarda dile getirdik. Mülteci konusunda, Suriyeli mülteciler konusunda Türkiye üzerine düşeni gerçekten de yapmıştır. 2 milyonu aşkın Suriyeliyi kucaklamıştır. Onlara ev sahipliği yapmıştır. Onların gerek kamplarda gerek Türkiye’nin değişik bölgelerinde illerinde kendi yaşamlarını sürdürmeleri için ellerinden gelen çabayı Türkiye harcamıştır. Fakat ne zamanki Avrupa’ya göç süreci başladı Avrupalılar olayı masaya yatırmaya toplantılar yapmaya başladılar.”

Kılıçdaroğlu, kendisine AB’nin Suriyeli sığınmacılar için 1 milyar avroluk bir yardım yapılması yönünde bir karar aldığı yönünde bilgiler geldiğini belirterek, bu rakamın yetersiz olduğunu bildirdi. 2-2,5 milyona yaklaşan Suriyeli göçmenler için daha sağlıklı daha tutarlı kararların alınması gerektiğine değinen Kılıçdaroğlu, görüştüğü yetkililere Batı’ya gelmek isteyen Suriyelilerin kabul edilmesi gerektiğini ifade ettiklerini söyledi.

AB üyeleri arasında mülteciler konuda bir görüş birliğinin bulunmadığına işaret eden Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ben, toplantılarda mülteci sorununun artık bir Türkiye sorunu olmaktan çıktığını, bunun bir Avrupa sorununa dönüştüğünü, Avrupa’nın bu konuda toplantılar yapmanın ötesinde sağlıklı ve süratli karar alması ve bu konuya çözüm üretmesi gerektiğini ifade ettim.

Asıl sorunun çözümünün Suriye’de yaşanan iç savaşın sonlandırılmasında yattığını, eğer bu savaşı sonlandırabilirsek, Suriyeli mültecilerin kendi ülkelerine döneceklerini, Suriye’de okul konut yapılabileceğini ve güven içinde kendi ülkelerine dönebileceklerini ifade ettik.”

Kılıçdaroğlu, bu konuda özellikle Rusya ve ABD’nin ikna edilmesinin önemli olduğu vurgulayarak, “AB’nin bu süreçte Suriye’deki iç savaşın sonlandırılmasında daha aktif bir rol üstelenmesi gerektiğini ifade ettik” dedi.

Görüştükleri yetkililerin Türkiye’deki bazı gelişmelerden ciddi endişe duyduklarını belirten Kılıçdaroğlu, “Özellikle medya üzerindeki baskıların giderek arttığını ve bunun Türkiye gibi demokratik standartlarını yükseltmek isteyen bir ülke açısından doğru olmadığını, tam tersine medya özgürlük alanının genişletilmesi gerektiğini, evrensel standartlara çıkarılması gerektiğini ifade ettiler. Aynı kaygıları paylaştığımızı kendilerine de söyledik. Türkiye’de medyanın daha özgür bir ortamda yazması gerektiğini, gazeteciler üzerindeki baskıların, gazete patronları üzerindeki baskıların sonlandırılması gerektiğini ifade ettik. Bunun, AB’nde adaylık sürecinde bir Türkiye’ye daha çok yakışacağının altını özenle çizdik” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, bir diğer kaygı duyulan alanın da terör olduğunu bildirdi.

Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Terörün özellikle 7 Haziran seçimleri sonrası giderek şiddetlenmesi, ortaya çıkması can ve mal kayıplarına yol açması seçimin güvenliği konusunda da kendilerinde endişe yarattığını bize ifade ettiler. Kendilerine PKK’nın bir terör örgütü olduğunu PKK’nın kesinlikle koşulsuz silah bırakması gerektiğini mevcut terör ortamının birilerine hizmet ettiğini bunun sonlandırılırsa Türkiye’de pek çok sorunun daha kolaylıkla anlaşarak uzlaşarak çözülebileceğini ifade ettik.

Seçim güvenliği konusunda endişeler dile getirildi. Seçim güvenliğinin sağlanması gerektiğini özenle çizdik. AGİT, 7 Haziran seçimlerinde Türkiye’ye bir heyet göndermişti. Böyle anlaşılıyor ki bu, seçimlerde de AGİT heyeti gelecek. Seçimlerin tarafsızlık çerçevesinde gerçekleşmesini gözlemleyecekler.”

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yerli ve milli” milletvekili açıklaması hakkında görüşünü sorması üzerine, “Türkiye de yaşayan herkes yerli ve millidir. Türkiye’nin çıkarlarını savunan herkes yerli ve millidir. Ama evrensel düşünmek zorundayız. İnsan hakları, özgürlükler. Bütün uygar dünyada ne ise aynı şekilde Türkiye’de de özgürlüğün, demokrasinin, kadın erkek eşitliğinin, medya bağımsızlığının, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının olmasını isteriz. Dolayısıyla yerli ve milli kavramından ne kastedildiğini Sayın Erdoğan çıkıp açıklarsa daha da memnun oluruz” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’la görüşmesine ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, “Mülteciler konusu, medya özgürlüğü, medya patronları üzerine yapılan baskılar, hapisteki gazeteciler kaygı olarak dile getirildi. Bu konuda zaman zaman toplantılar yapıldığı, Türk hükümetinin bu konularda zaman zaman uyarıldığı şeklinde bize bilgiler verildi” yanıtını verdi.

– CHP seçim bildirgesi 30 Eylül’de İstanbul’da açıklanacak

Kılıçdaroğlu, kamuoyu anketlerinin CHP’nin oy artışına işaret ettiğini belirterek, “İlk seçim bildirgemiz, yeteri kadar, kamu oyuna arzu ettiğimiz ağırlıkta yansımamış olabilir. Ama yeni seçim bildirgemizi ayın 30’unda İstanbul’da açıklayacağız. Umuyorum daha güzel sonuçlar elde edeceğiz” diye konuştu.

Bir gazetecinin Suriye’deki olaylarla ilgili sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Suriye’deki olayın iç savaşın sonlandırılması için görüşülmesi gereken bütün taraflarla görüşülmeli. Esad’da dahil. Çünkü biz daha önce yaptığımız öneride Türkiye’de bir Uluslararası Suriye Konferansı toplanması gerektiğini, bu konferansa İran’ın, Rusya’nın, ABD’nin, Suriye’deki tarafların, Esad ve karşıtı olan tarafların, Arap Ligi’nin davet edilmesi gerektiğini ve bir çözüm üretilmesi gerektiğini ısrarla dile getirmiştik. Ama bizim bu önerimiz hükümet tarafından dikkate alınmadı.”

Kılıçdaroğlu, Suriye sorununu bir kişiye indirgemenin büyük bir hata olduğuna dikkati çekerek, “Suriye sorunu çok boyutlu bir sorundur ve bu çerçevede ele alınmak ve değerlendirilmek zorundadır” dedi.

Görüşmelerde koalisyon konusunun gündeme gelip gelmediği sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Koalisyon konusu gündeme geldi. Koalisyon konusunda yapılan çalışmaların ne olduğunu koalisyonun neden kurulamadığı gibi sorular yöneltildi. Türkiye’de yaptığımız açıklamaların bir benzerini yaptık. Koalisyon konusunda son derece iyi niyetli davrandığımızı, özverili davrandığımızı, demokrasilerde uzlaşma kültürünün ne kadar önemli önemli olduğunun altını çizdik.

Arkasından şu soru geldi, Eğer 1 Kasım seçimlerinde benzer bir tablo çıkarsa koalisyon görüşmeleri olur mu? Tabi, niçin olmasın dedik. Sonuçta, kendi ülkemizin yönetimine biz talibiz. Sağlıklı, tutarlı, hoşgörülü, halka güven veren bir yönetimin olması bizimde en büyük arzularımızdan birisidir.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKKA