SON DAKİKA

Diyarbakır Haberleri ve Bölgeden Son Dakika

Deniz Baykal’dan Elçi’nin Ailesine Taziye Ziyareti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski genel başkanı ve Antalya milletvekili Deniz Baykal, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde çıkan çatışmada hayatını kaybeden Tahir Elçi’nin ailesine taziye ziyaretinde bulundu.

Deniz Baykal’dan Elçi’nin Ailesine Taziye Ziyareti
Bu haber 09 Aralık 2015 - 16:10 'de eklendi ve 118 kez görüntülendi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski genel başkanı ve Antalya milletvekili Deniz Baykal, Diyarbakır‘ın Sur ilçesinde çıkan çatışmada hayatını kaybeden Tahir Elçi‘nin ailesine taziye ziyaretinde bulundu.

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, beraberindekilerle birlikte Tahir Elçi’nin evine geldi. Yaklaşık 40 dakika içeride kalan Baykal, çıkışta basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Baykal, Tahir Elçi’nin hayatını kaybetmesinin, değerli bir hukukçunun, Diyarbakırlı bir aydının kaybı olmanın ötesinde bir anlam ve önem taşıdığını söyledi. Baykal, “Tahir Elçi, hukuka demokrasinin temel ilkelerine inançla sahip çıkan, şiddeti, terörü silahı siyasetin dışında tutmak gerektiğini düşünen ve bu anlayışıyla tutarlı bir çizgiyi yıllarca sürdürmüş bir insan. Bu ölümü bölgede sık sık rastlanan silahlı saldırılardan herhangi birisi diye değerlendirmek mümkün değil. Hepimizin bu konuyu gündemde tutmasının bir görev olduğu kanısındayım, bu duyguyla bu ziyareti yapıyorum. Bunu düşünelim bunu sorgulayalım. Birbirimizi anlamaya çalışalım şiddetsiz, terörsüz, silahsız bir siyaset ortamının artık kaçınılmaz olduğunu bu vesile ile bir kez daha değerlendirelim istiyorum” dedi.

“ŞİDDETİN, TERÖRÜN ARTIK DAĞ BAŞINDAN MAHALLEYE İNDİĞİ BİR ORTAMDAYIZ”

Yaşanan olayın niteliği hakkında bir hüküm vermenin, eldeki bilgilerle mümkün olmadığını ifade eden Baykal, şunları söyledi:

“Benim bu konuda herhangi bir kanaat söylemem de mümkün değil. Ama bir şey biliyorum, Tahir Elçi silahlı bir saldırı sonucunda katledilmiştir. Bu planlı mıdır, kim planlamıştır, hangi amaçla bu yapılmıştır, Tahir Elçi’nin şiddetten hoşlanmayışı hangi tarafı rahatsız etti de bu oldu ya da onun duruşundan rahatsız olan birileri mi onu tasfiye etmeye yöneldi yoksa bütün bunların dışında oradaki çatışma ortamının şartları içinde mi ortaya çıktı bunları bilmek mümkün değil. Bunları hepimiz öğrenmek istiyoruz.”

Sur’da yaşanan çatışmaları da değerlendiren Baykal, şöyle dedi:

“Çok üzüntü verici bir manzara yaşıyoruz. Biz burada düşüncelerimizi ifade ederken biraz ötede zaman zaman çatışmaların yaşandığı bir tablo var. Bir an önce bundan kurtulmak zorundayız. Bu tablo 90’lı yıllardan beri zaman zaman ortaya çıkıyordu. Ama şimdi daha farklı bir durum var, şiddetin, terörün artık dağ başından mahalleye indiği bir ortamdayız.”

Baykal, daha sonra Diyarbakır Barosu’nu ziyaret etmek üzere Tahir Elçi’nin evinden ayrıldı.

Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te, Dört Ayaklı Minare’nin sütunlarından ikisinin tahrip edilmesinin ardından bölgede basın açıklamasında bulunmuş, açıklama sırasında çıkan çatışmada başından aldığı kurşunla hayatını kaybetmişti.

‘TERÖRSÜZ SİLAHSIZ SİYASET ORTAMI ARTIK KAÇINILMAZ’

Tahir Elçi’nin acı ölümünün, Türkiye’de aynı düşüncede olmayan insanların birbirini anlamaya sevk ettiğini belirten Baykal, şiddetsiz, terörsüz, silahsız bir siyaset ortamının artık kaçınılmaz olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“Sayın Tahir Elçi’nin ölümü bir silahlı saldırı sonucunu da kaybı, sadece değerli bir baro başkanının, değerli bir hukukçunun, Diyarbakırlı bir aydının kaybı olmanın ötesinde bir anlam, önem taşıyor. Tahir Elçi hukuka, demokrasinin temel ilkelerine, inançla sahip çıkan, şiddeti, terörü silahı, siyasetin dışında tutmak gerektiğini düşünen ve bu anlayışıyla tutarlı bir çizgiyi yıllarca sürdürmüş bir insan. Böylesi bir insanın silahlı saldırı sonucunda öldürülmesi gerçekten hepimizi çok derinden yaraladı. Bu ölümü bölgede sık sık rastlanan silahlı saldırılardan herhangi birisi diye değerlendirmek mümkün değil. Bunun çok ötesinde bir önemi var. Tahir Elçi’nin kaybının bütün Türkiye’de bu konuştuğumuz konularla ilgili olarak, yani şiddet-siyaset ilişkisi, terör-siyaset ilişkisi, demokrasi, hukuk,siyaset ve şiddet ilişkisi konusunda kendimizi sorgulamamız için bu konuyu yeniden ciddiyetle düşünmemiz için bir çağrı haline dönüştürülmesi lazım. Yani Tahir Elçi’nin ölümünün herkesi bu konuda yeniden düşünmesine zorlaması gerektiğine inanıyorum. Olayın elbette gerçekleşme şartları, kim, niçin, nasıl, hangi anlayışla, böyle bir sonucun ortaya çıkmasına sebep olmuştur? Kimlerin sorumluluğu vardır? Ama ne olursa olsun, böyle bir kaybın herkesi Türkiye’de ciddi bir şekilde durum değerlendirmesi yapmaya, kendisini sorgulamaya, kendisiyle aynı fikirde olmadığını düşünen, aynı fikirde olmadığını düşündüğü insanları, belki biraz daha çok anlamaya yönlendirmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu anlayışla hepimizin bu konuyu gündemde tutmamızın bir görev olduğu kanısındayım. Bu vurgu ile bu ziyareti yapıyorum. Bunu düşünelim, kendimizi sorgulayalım, birbirimizi anlamaya çalışalım. Şiddetsiz, terörsüz, silahsız bir siyasetortamının artık kaçınılmaz olduğunu, bu vesileyle bir kez daha değerlendirelim istiyorum. Bu kaybın Türkiye’de böyle bir sorgulamayı kendiliğinden başlatmakta olduğunu da görüyorum. Bu kaybın böyle olumlu sayılabilecek bir yönü de ortaya çıkıyor. Yapılan işin, ortaya çıkan bu acı tablonun, böyle seçkin bir insanın, bir suikastla öldürülmesinin herkesi birbirine yaklaştırmaya yönelttiğini, birbirini anlamaya sevk ettiğini görüyorum ve bundan memnuniyet duyuyorum. Demin içerde yaptığımız sohbette de ülkenin her yanından, herkesin bu konuya derin bir üzüntü içinde girdiğinin ortaya çıktığı anlaşılıyor. Gerçekten öyle, bunu diri tutmamız lazım. Bu ölümü gerçekleştirenler eğer kafasında bir amaç vardıysa o amacın tam tersinin ortaya çıkacağını bir uzlaşmanın, bir kaynaşmanın, bir birini anlama ve barış ortamının, sevgi ortamının doğmasına, buna katkı yapmasını sağlamak lazım.”

‘TAHİR ELÇİ’NİN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ BİR KANAAT SÖYLEMEM MÜMKÜN DEĞİL’

Bir gazeteci, Elçi’nin ölümü için ‘suikast’ kelimesini kullanan Baykal’a, “Bunun suikast olduğuna mı inanıyorsunuz?” sorusunu yöneltti. Baykal, şunları söyledi:

“Bu yaşanan olayın niteliği hakkında bir hüküm vermek, eldeki bilgilerle vermek mümkün değil. Benim bu konuda herhangi bir kanaat söylemem de mümkün değil. Ama bir şey biliyorum; Tahir Elçi, silahlı bir saldırı sonucunda katledilmiştir. Bu planlımıdır, kim planlamıştır? Hangi anlayışta bu yapılmıştır? Tahir Elçi’nin şiddetten hoşlanmayışı, hangi tarafı rahatsız etti, ya da onun duruşundan rahatsız olan birileri, onu tasfiye etmeye mi yönelik? Yoksa tüm bunların dışında oradaki çatışmanın şartları içinde mi ortaya çıktı? Bunu bilmek mümkün değil. Yani bunları hepimiz öğrenmek istiyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi bende yok. Hepsi olabilir, hiç biri olmayabilir. Ne olduğunu zamanla öğreniriz. Ama ben bunun ötesinde bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Ne olursa olsun, bu cinayetin, ya da suikastın, ya da saldırının, ya da çatışma ortamının şartları içerisinde ortaya çıkmış üzüntü verici ölümün, şartların ötesinde hepimizi, kendimizi sorgulamaya bu tip olayların yaşanmayacağı bir ortamın değerini kavramaya ve bunun için birbirine daha anlayışla, daha empati yaparak, birbirini anlamaya çalışarak, yaklaşmasına katkı vermesini istiyorum bu olayın. ve bunun böyle olmakta olduğunu da görüyorum. YaniTürkiye’de gerçekten son zamanlarda yaşadığımız olayların ötesinde bir derin etki yaratmıştır. Tahir Elçi’nin bu şartlar altında kaybedilmiş olması, bunun altını çizmek istedim. Elbette merak ediyoruz, nasıldır, kimdir? Bunlar biran önce ortaya çıkarılmalıdır. Gereken yargılama yapılmalıdır. Siyasi sorumlusu, ceza hukuku açısından sorumlusu, ihmal ve kamu görevi açısından ortaya çıkacak sorumluluğu hepsi ortaya çıkmalıdır. Buna kuşku yok.”

‘DURUM OLAĞANÜSTÜ AĞIR VE VAHİMDİR’

1990‘lı yıllarda yaşanan çatışmalarla son günlerde özellikle Sur İlçesi’nde devam eden sokağa çıkma yasağı ve yaşanan çatışmaların değerlendirmesini isteyen gazetecilere Baykal, “Evet çok üzüntü verici bir manzara yaşıyoruz. Yani dediğiniz gibi biz şimdi burada, düşüncelerimizi ifade ederken, biraz ötede, zaman zaman silahlı çatışmaların yaşandığı bir tablo var. Bir an önce bundan kurtulmak zorundayız. Yani bu tablo tabi sizin de işaret ettiğiniz gibi 90’lı yıllardan beri zaman zaman, ortaya çıkıyordu. Ama şimdi daha farklı bir tablo var. Yani şiddettin, terörün artık dağ başından mahalleye indiği bir ortamdayız. Yani bu nasıl oldu? Nasıl bir süreç sonucu bu gerçekleşti? Bundan nasıl çıkarız, nasıl kurtuluruz? Tabi çok büyük bir konu. Bunları uygun ortamlarda ayrı şekilde değerlendirmek gerekiyor. Yani tarih tekerrür ediyor diye geçiştirilecek bir tablo yok. Durum olağanüstü ağırdır, olağanüstü vahimdir. Buraya maalesef izlenen çok yanlış politikalar sonucunda gelinmiştir. Buradan bir an önce çıkma mecburiyeti var. Bunun şartlarını yaratmak lazım” diye konuştu.

deniz-baykal-terorun-dag-basindan-mahalleye-i-7953949_x_o

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKKA