SON DAKİKA

Diyarbakır Haberleri ve Bölgeden Son Dakika

HaberLife ekibi olarak “Sur tünellerini” araştırdık

Sokağa çıkma yasağı’nın devam ettiği Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesi’nde şehir efsanesi olarak bilinen fakat artık varlığı doğrulanmış yer altı tünellerini sizler için araştırdık.

HaberLife ekibi olarak “Sur tünellerini” araştırdık
Bu haber 13 Şubat 2016 - 22:05 'de eklendi ve 596 kez görüntülendi.

Sokağa çıkma yasakları, artan şehir olayları ve son olarak Tahir Elçi‘nin “Dört Ayaklı Minare” önünde öldürülmesinin ardından gelen savaş ortamı, varlığı ispatlanamayan bir şehir efsanesini yeniden canlandırdı, çok gizli bir tarihi’de beraberinde getirdi. Sur‘da 2 Aralık‘tan bu yana süren sokağa çıkma yasağı; Hasırlı, Dabanoğlu, Savaş, Cemal Yılmaz, Fatihpaşa ve Cevatpaşa mahallelerinde hala devam etmekte. Sokağa çıkma yasağı‘nın 74 gündür aralıksız devam ettiği merkeze bağlı tarihi Sur ilçemizde, emniyet güçleri ile PKK arasında yaşanan çatışmalarda, PKK’nin mühimmat sıkıntısı yaşamaması ve yaralıların ilçeden tahliye edilebilmesi akıllarda soru işareti olarak kalan şehir efsanesi’nin doğmasına sebebiyet verdi. Emniyet güçlerinin Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesi altında gizli tünellerin olduğunu iddia etmesi üzerine konuya vakıf olabilecek insanlardan bu olayın gerçekliliğini öğrenmeye çalıştık.

Memleketimizin yerli insanları’nın genellikle göç ettiği ve nesilleri’nin kaybolduğu bu dönemlerde, memleketi iyi bilen insanlardan tünellerin akıbetini öğrenmeye çalıştık. 19371935 ve 1928 Diyarbakır Sur doğumlu olan ve memleketi iyi bilen insanların bilgilerine göre geçmişe dönük 80-90 yıllık tarihte böyle bir tünelin varlığı hiçbir zaman irdelenmemiş, yalnızca büyükler tarafından anlatılan şehir efsanesi olarak görülmüştür. Elde ettiğimiz bilgilere göre 1915 doğumlu insanlar’ın şahit oldukları lakin 1925 ve sonrası jenerasyon’un yaşayamadığı bu şehir efsanesi büyükler tarafından anlatılırmış.

HEM TÜNEL VAR, HEM GEÇİT VAR

İskenderpaşa Konağı‘nda bulunan bir yer altı geçidinde, Diyarbakır’da 14 yıl valilik yapan İskender Paşa, Payton ile bu geçide inip yer altından Fis kayasına doğru giderlermiş. Fis kayasında bulunan yazlık evleri ile Şu an müze olarak kullanılan konak arasına gizli geçit güzergahı yaptırmış. Bu geçiş herhangi bir tünel, bir mahzen veyahut gizli bir ayrıntı’dan ibaret değilmiş. Genişliği 5 metre, boyu ise 4 metreye varan büyüklükte olan bu geçit’te, dönemin askerleri evler arasında yemek getirip götürme işlemlerini bu geçit aracılığı ile yaparmış. Dönemin valisi İskenderpaşa’nın, Mimar Sinan‘a yaptırdığı İskenderpaşa camii‘yi de hesaba katarsak, böyle bir gizli geçidin’de yine büyük üstad Mimar Sinan‘a yaptırılabileceği ihtimaller arasında ki yerini korumaktadır, lakin 1551-1564 yılları arasında 13 yıl boyunca Diyarbakır Valiliği yapan ve geride 9 kuşak bırakan iskender paşa’nın o dönemin şartları ile nasıl böyle bir esere imza attığına akıl sır etmiyor. Bilindik üzere Diyarbakırın’ın eski yerleşim alanı olan Sur içi’nin zemini kayalıktır ve o dönemin teknolojik şartları ile ortalama 2 Kilometrelik bir yol güzergahına sahip olan mesafede, alanın içinin oyulup, genişliği 5, boyu ise 4 metre çapında nasıl derin bir geçit yapıldığının mantıklı bir açıklaması olmasa gerek o yüzdendir ki böyle bir eserin yapımını ancak be ancak adı ile ünlenen Mimar Sinan’ın yapabileceği düşüncesinden kendimizi alıkoyamıyoruz.

578290DSC_0060

ROMA DÖNEMLERİNE AİT SU KANALLARI

Sizleri şaşırttık biliyoruz, ama henüz yolun başında olduğumuzu belirtelim. Şehir efsanesi’nin belkide en önemli detayı tamda burada yatıyor, Haber Life ekibi olarak konu’muzun derinliklerine indik ve çok önemli verilere ulaştık.

Mezopotamya ve Anadolu’ya ait medeniyetlerin geçiş bölgesinde olan Diyarbakır’ın tarihi çok eski devirlere dayanmaktadır. Öyle ki “Sahabeler Şehri” adı ise ülkemiz’de varlığı kanıtlanmış verilere dayanmaktadır. Diyarbakır‘da MÖ 69 ile MS 53 yılları arasında şehir’de hayat süren Roma imparatorluğu, bu dönemler’de kanalizasyon amacıyla genişliği tam tamına 3 metre, yüksekliği ise 4 metre civarında tüneller yaptı. Neden böyle büyük tüneller yapıldı diye sormayın, antik roma tarihine vakıf olabilirseniz Roma’lıların bu tür işler’de büyük ustalık kaydettiğini ve büyük işlere imza attığını anlayabilirsiniz. Zaman içerisinde kanalizasyon için farklı yöntemler bulan Romalılar, günümüzde tespit edilen uzunluğu 20 kilometrelere dayanan tünelleri olası bir savaş durumunda kaçış için gizli tuttu. Tarihi tünellere ise Sur ilçesindeki birçok tarihi evin mahzenlerinde bulunan gizli kapılar veya avlularındaki kuyular aracılığıyla inilebildiği öğrenildi, bunlardan biri de kanıtlı olarak Demirciler çarşısı‘nın içinde bulunan Sülüklü Han‘da bulunuyor.

TÜNELLER OHAL (Olağan Üstü Hal) DÖNEMİNDE KAPATILDI

Olağan Üstü Hal (OHAL) döneminde bazı kısımları’na ulaşılan tünellerin, Dönemin bölge Valiliği tarafından verilen talimatlarla kapatıldığı bilgisini öğrendik. Öyle ki bu tüneller, ilçe’nin hiçbir dönemde lav edilmediği, yalnızca giriş ve çıkışları’nın betonlar ile kapatıldığı anlatıldı, böylelikle günümüzde Sur ilçesi’nde devam eden çatışmalarda PKK‘nin bu tünelleri tekrardan faaliyete geçirdiği de kanıtlanmış oldu.

15683585

BİRDE KAÇIŞ HİKAYELERİ VAR

Meraklı ve şaşkın gözlerle bizleri takip ettiğinizi biliyoruz. Bitti mi ? diyeceksiniz. Hayır, henüz bitmedi ve efsanemizin ortasındayız. Hala şaşıracağımız o kadar çok konu var ki..

Tarihi ile ünlenen Sur ilçemiz’de bulunan bu tüneller yakın döneme kadar bir kesim tarafından bilinen, ama hiç irdelenmeyen bir efsane olarak kala kaldı, öyle ki bu tüneller yakın zamana kadar birçok ev’de varlığı sürdürülen açık tüneller olarak ispatlı bir şekilde göz önünde durdu. Bu tünellere inilebilen yerlerden biri de 1683 yılında Hanilioğlu Mahmut Çelebi ve kız kardeşi Atike Hatun tarafından yapılan tarihi Sülüklü Han‘ın içinden geçiyor. Saraykapı‘da bulunan ve Ceza evi olarak kullanılan İç kalede, 3 idam mahkumunun bu tüneller aracılığı ile firar etmesi sonucu Sülüklü Han‘daki tünel girişinin dönemin yetkilileri tarafından betonla kapatıldığı da tarihi belgelerde yer almakta. Firar eden mahkumların, iskenderpaşa’nın yaptırdığı gizli geçidi mi yoksa Roma dönemine ait su kanallarını mı kullandı orası öğrenemedik, lakin, iskenderpaşa’nın 1950‘li dönemlere kadar harap olan yazlık evinin, şu anki diş hastanesinin hemen altında yer aldığı bilgisini de yerli insanlarımız tarafından öğrendik. Öyle ki bu ev’in geçidinin 1938 doğumlu Kemal Hamzaoğulları tarafından’da giriş bölümünün görüldüğü bilgisini aldık. İç kale’de bulunan Ceza evi ile Fiskaya’nın birbirine yakın konumda olmasından dolayı bu mahkumların iskenderpaşa döneminde yapılan gizli geçit’ten kaçmış olduğu şüphesini düşünüyoruz.

SU TÜNELLERİ DAHA ÖNCE PKK TARAFINDAN KULLANILMIŞTI

PKK, tarihi tünelleri yakın dönemde de kullandığı biliniyor. 28 Temmuz 2004’te Mardin Kapı‘da bulunan ve günümüzde kaldırılan polis karakoluna saldırı düzenlemişti. PKK mensupları bu saldırı sonucu bekçi Abbas Yoldaş‘ı şehit ettikten sonra surların yanı başında bulunan Hevsel bahçelerine kaçmış ve güvenlik güçleri ile aralarında 12 gün süren çatışmalar yaşanmıştı. Çatışmalar sonucu 2 PKK‘lı etkisiz hale getirilmiş diğerleri ise hevsel bahçelerinde girişi bulunan tünler aracılığıyla kaçtığı tespit edilmişti.

Bugün servis edilen son dakika haberine göre emniyet güçleri’nin 3 geçit bulduğu, bunlardan birinin Hevsel Bahçeleri‘nin yamacında olduğu, ikinci tünelin Sur ilçesinin güneyinde eskiden akaryakıt istasyonu olarak kullanılan bir bölgede, üçüncüsünün ise yine Sur ilçesinin güneyinde bulunan Mardinkapı Mezarlığı alt tarafında olduğu tespit edildi.

Diyarbakır’ın tarihine vakıf olan ve 1938 doğumlu olan Kemal Hamzaoğulları, bugün emniyet güçlerince tespit edilen Mardinkapı Mezarlığı‘nın hemen yanında bulunan tünel’in yerini eli ile koymuş gibi bizlere tarif etti. Mardin kapı mezarlığı’nın yanında bulunan ve Gazi Köşkü‘ne gidilen bu yol’da yokuştan ortalama 80-90 metre ileride sağ kol üzerinde bulunduğu bilgisini elde ettik.

13412576

“BİZ YILLARDIR NEREDE YAŞIYORMUŞUZ” DEDİĞİNİZİ DUYAR GİBİYİZ

Kanıtlı, tespitli ve habercilik anlayışımız gereği doğruluk ilkesi ile elde ettiğimiz bilgiler’in tamamı gerçek tarihe dayanmaktadır. Bununla birlikte elbette hala şehir efsanesi olarak süren ve doğruluğu henüz tespit edilmemiş hurafeler var. Madem böyle gizli bilgilere eriştik o zaman bu işin hurafe kısmını da es geçmeyelim.

MERYEM-İ DARA YER ALTINDAN MI KAÇTI ?

Rivayetlere göre MS. 639‘da Meryem-i Dara, iç kale fethedilince kıymetli eşyaları ile yer altı güzergahını kullanmış ve bu güzergah’tan yaklaşık 10 kilometre mesafede bulunan şimdiki Seyrantepe‘ye ulaşmıştır. Bu oluşumlar bazı dönemlere yapılan yol çalışmaları’nda ortaya çıkar gibi olmuştur. Eski SSK, yani şimdiki Çocuk Hastanesi’nin karşısındaki yol’un altında da Dicle Nehri’ne uzanan gizli bir hapishane olduğu’da söylentiler arasında yer alıyor. Bu yer altı oluşumu birçok kez yolun çökmesine ve hasar görmesine neden oluyor. Yine melikahmet’te yapılan yol çalışmalarında da yer altı oluşumu, odalar, kapılar ve şehir altında gizli bir şehir olduğu da efsaneler arasında yerini alıyor. Tarih boyunca 4 katliam yaşayan Diyar-ı bekir’de dönemin önde gelen isimleri rivayetlere göre yer altında yaşam’ın idame ettirilebileceği büyüklükte bir şehir inşa etmişler. 1980 yılında dönemin belediye başkanı Mehdi Zana tarafından su kanali yapılması amacı ile başlatılan alt yapı çalışmaları sırasında bulunan tarihi kalıntılar, yine Mehdi Zana tarafından gizlice kapatılıp, konunun irdelenmesinin önünün kesildiği de şehrin önde gelen isimleri tarafından açıklanıyor. Kamuoyundan sır gibi saklanan bu haber’de şehrin giriş’lerine ait 7 giriş kapısı bulunduğu ve duvar örülerek kapatıldığı’da iddia edilmektedir. Çift kapı semtinde yapılan kazı çalışmalarında böyle bir bulguya rastlayan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi‘nin hiçbir yetkiliye haber vermeksizin olayın üstünü ört pas ettiği de bazı basın organları tarafından söylenmektedir. 

15683523

RİVAYETLERDE SON NOKTA ” YERALTINDA CAMİİ VE KİLİSE” İDDİASI

1936 Diyarbakır doğumlu olan Tapu ve Kadastro memuru Seyfettin Keber 40 yıldır memur olduğunu ve görevini icra ettiğini belirtiyor. Keber, ortaya atılan rivayetlere bir yenisini ekliyor.  1936 yılında büyüklerin anlattıklarına göre Melikahmet semtinde bir yer altı Camii olduğu ve bu camii’nin üstü kapatılarak yol yapıldığını söylüyor. Eski istiklal Hanı’nın yanında bir Han olduğunu açıklayan Seyfettin Keber, ” Dönemin belediye başkanı Adil Tekin bu hanı bir kişiye sattı. Onunda temel kazımları sırasında bir yer altı Kilisesine rastlandı ve o kilise üzerine birkaç katlı bina yapıldı. Dönemin papazlarından biri de bana, buraların altından yol geçtiğini söylemişti”. Seyfettin Keber sözlerini şöyle noktalıyor. “Girişleri kapatılmış olsa da şehrin bazı yerlerinden bu yer altı şehirlerine hala bir giriş bulunduğuna inanıyorum”. açıklamasında bulundu

Mehmet Alper Hamzaoğulları – www.haberlife.org

uyari

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
4 ADET YORUM YAPILDI
ali20 Şubat 2016 / 21:21 Cevapla

oldukça ilginç bilgiler

halil fuat4 Nisan 2016 / 20:30 Cevapla

bu tünelleri nasıl gördünüz

    Alper4 Nisan 2016 / 20:51 Cevapla

    Haber’in içeriğinde bulunan resimler internetten alıntı resimlerdir fakat içerikler tamamen doğrudur. Sur içi restorasyon çalışmaları sonrası bu tüneller gün yüzüne çıkacaktır diye düşünüyoruz

Uğur6 Eylül 2016 / 04:14 Cevapla

Seyfettin KEBER benim babam bu kaynağı nerden buldunuz öğrenebilir miyim.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKKA